115 dakika okundu
25 Nov
ZONGULDAK KARİKATÜRLERİM


BİR BELEDİYE BAŞKANININ YAPACAĞI EN BÜYÜK YANLIŞLIK

Bir belediye başkanın yapacağı en büyük hatalardan biri, belediyeye işçi alımlarında gerçekleşir. Genelde partili veya yakın akrabalara verilecek kadro , halkta büyük kırgınlıklara ve sert eleştirilere maruz bırakır. Belediyeye alınacak 10 kişi karşısında, şehirde yüzlerce iş bekleyen genç ve ailesini küstürür. Zira seçim zamanında bir çok kişiye iş sözü verilmiştir. Hele bu alımlar aile ve parti yöneticilerin akrabaları olunca ; tepki iki kat daha fazla artar.
Belediye başkanı bazı yatırımlar yapsa da seçimleri neden kaybettiğini anlamıyorsa; iş alımlarındaki adaletsizliklere bakmalıdır.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem bunu çok acemi ve tecrübesizlikle yaptı. Daha seçilir seçilmez icraatları ile değil ; ailesinin hem parti hem de belediye işlerine karışması ile gündeme geldi.
Bakın samimiyetle söylüyorum. Bana bu durum şöyle geldi. Bir ucuzluk, indirimi yapan mağazaya dalan insanlar gibi ; ganimet bulmuş define avcıları gibi daldılar. Sahip olduğu makama seçilmelerine kendileri bile inanamadılar.
Bu torpil olayı her partide olur diyenlere söyleyeyim ; bunu AK Parti yaparsa bir , CHP yaparsa 5 tepki alır. Çünkü bazı kitlelerin partilere farklı farklı tolerans verdiğini görüyoruz. Bir de CHP , bazı kitleler açısından alternatif bulduğu ve iktidar kanadın yaptığı onca haksızlıkların karşısında CHP’yi bir kurtuluş olarak gördüğü şu günlerde , bu partide de aynı tür davranışlar halkta umutsuzluk yaratıyor.
Sadece iş alımlarında değil; belediye ve parti içinde ailesel müdahalelerle bir çok kişiyi küstürdüler.
Size bir örnek vereyim;
Zonguldak CHP teşkilatında görev yapan bekar bir kadın ile , Belediye Başkanı seçildiği daha ilk günlerde Tahsin Erdem’in eşi arasında tartışma basına yansımıştı. Konu Tahsin Erdem’in eşinin kıskançlığı idi. Bu bayanın görünüş itibari ile güzel bir kadın olması ve bekar olması , Bayan Erdem’in kapris yapmasına neden oldu. Genel Merkez’e kadar görev üstlenen bu kadına belediyeye gelmesini yasakladığı ortaya çıkmıştı. Onur kırıcı bu davranış sonrası bu kadın için öyle bir şok oldu ki ; bu olayın ardından avukat olan kadın bir süre siyasetten çekildi. Daha sonra aniden evlenme kararı aldı ve Zonguldak Şehir Merkezinden ayrıldı. Birkaç hafta öncede partiden istifa edip , başka bir partiye geçti. Oysa Tahsin Erdem’in yerel seçimler öncesinde; kol kola ,omuz omuza seçim çalışması yaptığı kadınlardan biri idi. Demek ilk hasetlik seçimler zamanında gerçekleşmiş ama bayan Erdem kendini tutmuş. Oysa daha seçim zamanında gerçekleşeydi bu olay , Tahsin Erdem’e büyük bir dezavantaj oluşturacaktı.
Cumhuriyet Halk partisinde böyle bir olay nasıl olabilir ?
Bu sadece bir olay .
Seçimlerden 2 yıl geçmesine rağmen, Zonguldak’ta gözle görünür bir gelişme olmazken; parti içindeki küskünlüklerin artması ve bazı partililerin bile Erdem’i eleştiri yağmuruna tutması ; Erdem’in kalan 3 sene içinde durumu toparlamasının zor olduğu anlamına geliyor.
Şimdiden söyleyeyim ; böyle devam ederse Tahsin Erdem’in bir daha ki seçimleri kazanabileceğini düşünmüyorum. Hatta Zonguldak'taki bu durumun ,Zonguldak seçmenleri tarafından genel seçimlere de yansıtılacağını düşünüyorum.
Hata yapanlardan biri de İl Başkanı Devrim Dural. Bütün bunlara göz yumması , ailenin parti içine karıştırmasında parmağı olması, durumu daha da zor bir duruma götürüyor.
Hatırlatmakta yarar var. Cumhuriyet Halk Partisi bir aile partisi değil , halkın partisidir.
Zonguldak kimsenin babasının malı da değildir.

Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih

ZONGULDAK’TA LİYAKAT SORUNU MU VAR ? Zonguldak’ta turizm hamlesi yapmıştık. Çok turist gelecek diye  Zonguldak- Karabük hattında sefer yapan trenlere İngilizce anonslar koymuştuk. Belki yabancı turist gelmedi ama halkımızın İngilizcesi gelişti. En azından trenlerde gide gele bir iki kelime öğrenebildik. Öte yandan; mülakatta liyakat mı aranıyor , siyaset mi aranıyor sorusuna diye bilirim ki ; biz neler gördük neler. Zonguldak’ta önemli bir kurumun yaptığı mülakatta ‘’komşularımızı sayın’’  diye sorulduğunda ; yan tarafta Döndü abla . Bu tarafta Cürüm Ayşe’nin oğlu çürük Durmuş. Karşımızda solak Naciler oturuyor’’ diyenlerin işe alındığını biliyorum.Hayati Yılmaz ile Zonguldak Tarih



Eğer bir politikacının karikatürü çizilmeye başlanmış ise ; oy kaybetmeye başlamış demektir.
Halil Furat belediyede önce oğlunu ve yeğenini, ardından da Zonguldak Belediyesi’nin imar revizyon plan işini alan şirkette kızını işe aldırdı.
Tahsin Erdem oy kaybediyor. Değer mi ?

Hayati Yılmaz

Bilmeyenler için : Zonguldak Kapuz Tersane tarafında demiryolu geçidi için yaklaşık 30 metre yükseklikte kule inşa edildi. Abartılı bu yapı Zonguldak'ın ucubesi olarak adlandırılıyor. Haddinden fazla yüksek olan bu yapı bir üst geçit için “hayatın olağan akışına aykırı ” olduğu için bu işin içinde başka şeyler olduğu düşünülüyor. Yani izah edilemiyor.
İzahı olmayan şeylerin, mizahı olur.


NE OLACAK BU MANDA YOĞURDUN HALİ ?

Zonguldak manda yoğurdu dünya markası olur mu ?
Dünya markasını bırak , ülke genelinde Manda yoğurdunu Samsun'a , Bartın'a kaptırıyoruz.
Zonguldak manda yoğurdu ile meşhur diyoruz ama :
Zonguldak İl genelinde :
Büyük baş hayvan sayısı 72.614 , Küçükbaş hayvan sayısı 38.023 olurken , manda sayısı ise sadece 1.336 adet ile sınırlı kaldı. Zonguldak'ta manda neredeyse nesli tükenen hayvanların arasına girecek. 1.336 adet manda ile ne dünyayı doyurabilirsin ne ülkeyi ne de Zonguldak'ı . Bu kadar manda ancak Çaycuma’yı doyurur.

Türkiye'de 2023 verilerine göre 22 bin manda sayısı ile Samsun birinci sırada .(2013 14 bin)
Türkiye’de 2019 verilerine göre 184.192 manda var. (1980 yılında 1 milyon)
Buna göre ;
1-Samsun: 22.050 manda (8782 ton süt ),
2-Diyarbakır: 17.295 manda;
3-İstanbul: 15.844 manda
4-Tokat: 11.743 manda
5-Bitlis: 10.242 manda
6-Muş: 7.078 manda
7-Sivas: 7.029 manda

Zonguldak alt sıralarda.

Zonguldak genelinde manda yetiştiriciliği sadece Çaycuma'da ön plana çıkartılıyor fakat , bu rakamların yükselmesi için Zonguldak geneline yayılması gerekiyor. Zonguldak'ın bir çok yerinde Dombay adı ile tepeliklere ad verilmiş bir yer. Ama bugün Dombay tepelerinde manda yok.
Zonguldak, 6,7 milyon et tavuğu sayısı ile Türkiye sıralamasında 13. sırada yer alıyor.

Manda yetiştiriciliği konusunda geniş araştırmalar yapıp, toplantılar düzenleyip, fikirler üretilmesi gerekiyor. En azından bu konuda Çaycuma'ya destek gerekiyor.

Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih


"Köprü yıkılmalı mı, yıkılmamalı mı ? " sorusunun cevabını Zonguldak halkı verdi.

Mayaların Zonguldak kehaneti 

"İzahı olmayan şeylerin mizahı olur"

HERAKLİA OYUNLARI

Ereğli'nin Antik geçmişinde Mitolojik kahramanlar vardır. Bu tanrılar Yunanların Mitolojik hikayelerinden gelir. Gök Tanrısı’ndan ,Deniz Tanrısı’na , Bereket Tanrısı’ndan, Aşk Tanrısı’na... Ereğli'ye de düşen Yeraltı Tanrısı Hades olmuş. Herkül (Herakles) Efsanesi’ne göre Hades'in üç başlı köpeği vardır. Bu köpeğin adı Kerberos'tur. Vahşi olan bu köpeği yeryüzüne çıkarmak için Herkül , Artemis ve Apollo'dan yardım alır. Anlayacağınız Hades’e oyun yaparak köpeği yer yüzüne çıkarmışlar. Tabi bunlar hikaye, genelde tiyatro oyunları.

......

Tarihte Yunanların bir de filozoflukları vardır. Sokrates'ten, Platon'a...Bir çok mitolojik krallar bu filozoflardan ders almışlar, etkilenmişlerdir. Makedonundan, Perslere kadar...Bu neden ile Yunan kültüründen de etkilenmişler. Dil olarak bile bazıları Helen dilini kullanmış. Anladığım kadarı ile Balkanlarda, bu filozoflar öyle bir etkili olmuş ki, etnik kökeni farklı da olsa, hepsi Helenistlik krallar olarak geçiyor.

..............

Antik dönemde Küçük Asya dedikleri topraklarda yazar ve gezgin takımı genelde Yunan dilini kullanmış. Bu yazarların aslında etnik kökeni karışık. Strabon'undan, Memnon'a kadar, Ampihitheyos'dan ,Pihotiyos'a kadar.
Hal böyle olunca herkesi Yunan yapmışlar. Bugün bile nüfusu 16 milyon olan Yunan kökenlilerin tarihte Balkanlardan Hindistan''a kadar her yere hükmetmesi şeklinde yazılıp çizilmesi tam bir tarihsel entrika, Yunan yazarlar tarihsel oyun oynamış.
.............
Yunanların tarihte Yunanistan'dan başka kurdukları devlet bile yok. Bazı şehir devletleri var o kadar. Bunlardan biri de MÖ 300 civarında Heraklia Devleti olmuş. O da sadece bir kaç yıl. Makedon Satrapı olan Dionysius'un (Amastris’in ikinci eşi) kendini Kral ilan etmesi ile olmuş. Dionysius’un İskenderin ölümü ve Makedon komutanlarının birbirlerine düşmesi ile bu boşluktan yararlanarak yaptığı bir oyun.
........
Bir diğer entrikayı da zaten bu kralın babası yapıyor. Ereğli Makedon Satraplığı iken, şehirden kovulan Klearchos,(Amastris’in kayınpederi) Pers kökenli Mithridatis ile anlaşarak, Ereğli'ye geri gönderiliyor. Klearchos öyle bir oyun oynuyor ki; kendini kutsal göstererek Ereğli'nin yönetimini ele geçiriyor. Mithridates'e sırt çeviriyor. Hatta bazı entrikalarla Mithridates'ı tutuklatıyor.
......
Mithridatis kim biliyor musunuz ? Pontus Devleti kurucusu...Az önce Pers kökenli demiştim. Yani İranlı. Peki nasıl oluyor da Pontus İmparatorluğu dediğimizde biz ‘Yunanların Karadeniz'de kurdukları devlet’ olarak algılıyoruz. O da entrika. Hatta bu entrikayı kendi kendimize ürettik biz. Tarihi politikaya alet ederek ...Mithridatis'in bir oğlu var. Pontus kralı. Adı Ariobarzanes ( Ario Barzani ) Barzani diye Yunan ismi mi olur Allahşkına ! Birleşik yazarsan Yunan , ayrı yazarsan İranlı oluğu anlaşılır.
.....
Bir başka tarihte bir başka Rum devleti olarak bildiğimiz Pontus Rum Devleti var. MS 1204. Buna ,Trabzon Rum Devleti olarak da söyleyenler var. Kralların hepsi Laz kökenli. Anadolu’ya dışarıdan gelenlerin hepsine Rum dendiği için, Lazlar olmuş Laziki.
...
Rakı- Raki, Yoğurt- Yoğurski , Baklava- Baklavaki... Cacık -Zakziki (Caciki diye okunur( Yunan filozofları bugün yaşasa, herhalde Ukrayna lideri Zelenski'yi bile Zelenskius yazarak, Yunan diye dünyaya yutururlardı.
.......
Hele bir de Amastris’in oğullarının annelerine karşı yaptıkları oyunlar var ki; Kadın Karadeniz’in dibini boylamış. Bunun ile de kalmamışlar.,Oğulları tarafından öldürülmesinden sonra Heraklia’yı (Ereğli) ele geçirmek için Laysimakhos’da oyun yapıyor ... Güya karısının intikamını alıyor ! Ereğli’yi ele geçiriyor.

....
Bütün bunları niye anlatıyorum?
Ereğli'deki oyunlar bugün de devam ediyor. MHP Lideri Bahçeli yerel seçimler öncesi ‘ortaya karışık’ bir açıklama yaptı.
Daha hiçbir şey belli değil.
Ereğli'nin CHP'li lideri herkesten önce balıklama daldı.
Akıl var mantık var.
Hem İktidar Ereğli'yi il yapacak hem de muhalefetin Belediye Başkanı Posbıyık koltuğunda duracak.
Öyle oluyor mu ya ?
Beş liraya üç köfte !
Beni demedi demeyin.
Seçim sonrasında hem Ereğli il olmayacak hem de CHP Ereğli‘yi kaybedecek. Ya MHP adayı ya da AKP adayı oyları kapacak.
Bu ölüler şehrinde, yeraltı Tanrısı Hades'e bile entrika yapılmış,köpeği deliğinden çıkarılmış.
Başkan koltuğunda mı kalacak !
Ereğli il olsaydı, 1924’te olurdu.
Halamın bıyıkları olsaydı amcam olurdu.
Halil Posbıyık’ın bıyığı da yok.
Tarih tekerrür eder.
Bana kalırsa oyuna geliyor.

Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih 

Kimağsııı ne, Çon neresi ?

Hepsini sen bile sayamadın başkan !
Zonguldak'ın tarihi yapısı ile oynayanlar, Zonguldak'ın tarih sayfasında eleştirilirler.


Pusula`nın Haberine Göre ;
Zonguldak’ta dün Valilik binasına yakın taksi duraklarının orada trafikte yol kavgası yaşanmış. İki kişi arasında yaşanan kavgada taraflardan birinin Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan’ın baldızı Yeliz B. olduğu öğrenilmiş.
Yeliz B, aracını kenara çekip inerek karşı tarafa “Sen mal mısın, geri zekalı. Benim kim olduğumu bilsen ayaklarıma kapanırsın, ayaklarımı yalarsın. Göstereceğim sana kim olduğumu” dediği iddia ediliyor.
"Sen benim kim olduğumu biliyor musun ?" sorusuna maruz kalmamak için kim kimdir listesini Zonguldaklı vatandaşlar ezberlesin.Benden söylemesi.Her an birinin birisi karşınıza çıkabilir. 



Filyos ’ta Yabancı Düşmanlığı

Dışarıdan geleni sevmeyen turizm şehri olur mu ?
Olur, Filyos
Bu yaz sık sık Filyos’a gitme fırsatım oldu.
Filyos izlenimlerimi zaman zaman aktaracağım ama ; en belirgin hissettiğim şey yine yabancılara karşı gösterdikleri tutumları oldu.
Aslında bu yeni bir şey değildi.
Gençlimizde özellikle Eylül ayında ,akşama doğru 18.00 treni ile Çatalağzı’ndan Filyos’a giderdik. Ağustos ayında denize girmek için tercih ettiğimiz sahil Türkali idi. Fakat Eylül ayında o zamanlar denize girilmediğinden , güneş batımında sahilde olmanın tadı Filyos ’ta çıkardı. 1980’li yıllarının ortalarında, şimdiki belediye binasının yanında bir çay bahçesi vardı. Hemen önünde de yaklaşık iki yüz metre uzunluğunda gezi yolu yapılmıştı. Filyoslular akşamları güneş batımında bu kısacık mesafede gezerlerdi. Biz de bu anı yaşamak için Filyos’a giderdik. Hep o zamanlar düşünürdüm ; beş on sene sonra burası bir İnkumu olabilirdi.
Ama olmadı.
Daha o zamanlar hissederdik yabancı düşmanlığını. Arada da kavgalar olurdu.
Size açıkça söyleyeyim . Göbü, Türkali ve Filyos ’ta anlamsız derecede dışarıdan gelenlere karşı bir hor bakış vardır. İstemezler yabancıları. Hele trenle gelenlere ‘ neçün geldiler yine bunlar burlara gıı‘ der gibidirler.
06 plakaya takarlar. Hiçbir yerde ‘hoş geldiniz’ tabelası göremezsiniz.
Herhalde deniz onlar için hiç dikkatte bile alınmayacak kadar gereksiz bir şey. Filyos'a dışından gelenler, onlar için fazlalık , bazılarını tehdit olarak bile algılaya biliyorlar.

Aradan geçen zamanda aslında pek bir şey değişmemiş. Bu sene sahilde bulunduğum sohbetlerde konu yine dışarıdan gelenlerdi. Çevreyi kirlettikleri, sahilleri kalabalıklaştırmaktan başka Filyos’a katkıları olmadığı gibi bahanelerle istemediklerini beyan ediyorlardı. Mesela belediyenin uyguladığı park parasını dışarıdan gelenler şikayetçiydi. Fakat Filyos ’ta oturanlar gayet haklı buluyordu. Zira Filyos ’ta oturanlar park parası vermiyorlar. (Buna bizzat şahidim . Hatta elimde kamara görüntümde var. Bir belediye çalışanı ,diğerine ‘’ondan alma, o buralı ‘’ dediğini duydum.)

Bugün halen aynı şeyi düşünüyorum. Filyos , bir Amasra olabilir. İnkumu’ndan daha avantajlı.
Fakat Filyos halkı ve belediyesi halen ya bunun farkında değil ya da bunu istemiyor olabilir.

Filyos’un bölgedeki diğer tatil merkezlerinden öyle bir avantajı var ki ; daha henüz yeni yapılaşma olmasından dolayı alt yapı ve kentin planı tertemiz şekilde turizme göre şekillenebilir. Mesela Amasra’da bu artık imkansız. Çünkü daha turizmin ön plana çıkmadan sadece kömüre mahkum edildiği dönemde kalenin içi bile konutlaşmış. Kale kalıntılarından müstakil evlerin bahçe duvarı yapılmış Rezil bir durum.
Benim Filyos’u yönetenlere tavsiyem. Belediye bünyesinde turizm ve kültür sanat konularında uzman kadrolar kurmaları. Halkı, turizm hizmet sektöründe kurslar vermeli. Otel ve pansiyonlar artırılmalı.

Hayati Yılmaz ile
Zonguldak Tarih

Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.
BU SİTE İLE KURULMUŞTUR